Havalimanından çıktınız, elinizde adresi yazılı bir kağıt var ve karşınızdaki kişi söylediğiniz hiçbir kelimeyi anlamıyor. Bu an, tek başına seyahat edenlerin neredeyse hepsinin yaşadığı bir an. Peki gerçekten sorun dil bilmemek mi, yoksa dil bilmediğinde ne yapacağını bilmemek mi?
Pratikte ikincisi. Çünkü iletişim kelime dağarcığından çok niyet, sabır ve birkaç basit tekniğe dayanıyor. Aşağıda hem telefonunuzu doğru kullanmayı hem de telefon işe yaramadığında insan olarak anlaşmayı ele alıyoruz.
Çeviri uygulaması yabancı dilde konuşma ihtiyacını tamamen karşılar mı? Hayır, ama yüzde seksenini karşılar. Kalan yüzde yirmi, uygulamanın çalışmadığı durumlar için hazırlıklı olmakla ilgili. O yüzden meseleyi "uygulama indirdim, tamam" diye kapatmamak gerekiyor.
En kritik adım, gideceğiniz ülkenin dilini çevrimdışı olarak indirmek. İnternet olmayan bir otobüs terminalinde, SIM kartınız çalışmadığında ya da bataryanız kritik seviyedeyken uygulamanın veri istemesi en can sıkıcı senaryo. Dil paketlerini evde, wi-fi varken indirin.
İkinci adım, sık kullanacağınız cümleleri favorilere kaydetmek. Şunlar neredeyse her seyahatte işe yarıyor:
Üçüncüsü ve en çok atlananı: telefonun şarjı. Powerbank, iletişim ekipmanınızın bir parçasıdır. Az bagajla seyahat ederken bile bundan feragat etmek yerine başka bir şeyi çıkarmak daha mantıklı.
Uygulamaların üç ayrı modu vardır ve çoğu kişi hepsini aynı sanıyor:
| Mod | En uygun durum | Dikkat |
|---|---|---|
| Yazılı çeviri | Resepsiyon, bilet gişesi, sessiz ortam | Kısa ve tek fikirli cümleler kurun |
| Sesli / konuşma modu | Taksi, pazar, hızlı diyalog | Gürültülü yerlerde yanlış duyar |
| Kamera çevirisi | Menü, tabela, ilaç kutusu, tren tarifesi | El yazısı ve süslü yazı tiplerini zorlukla okur |
Neden çevirim saçma sonuç veriyor? Genellikle girdiğiniz cümle yüzünden. "Acaba buradan kalkan son otobüsün saat kaçta olduğunu öğrenebilir miyim?" yerine "Son otobüs saat kaçta?" yazın. Deyim kullanmayın, argo kullanmayın, tek cümlede iki soru sormayın. Ayrıca çeviriyi karşı tarafa göstermeden önce ters çeviri yapın: çıkan metni tekrar kendi dilinize çevirip mantıklı olup olmadığına bakın. Bu tek alışkanlık yanlış anlaşılmaların büyük kısmını önler.
Yedek plan basit: bir kalem ve küçük not defteri. Sayılar, saatler, fiyatlar ve adresler yazıyla iletildiğinde neredeyse hiç yanlış anlaşılmaz. Ayrıca konakladığınız yerin adresini yerel dilde yazılı olarak taşıyın; kayıp pasaport ya da yön sorma gibi krizlerde bu kağıt telefondan daha hızlıdır. Ekran görüntüsü de alın, çünkü internet gitse bile galeri çalışır.
Her seferinde ekran uzatmak zorunda mıyım? Değilsiniz ve zorunda kalmamak daha iyi. Sürekli telefona bakan bir gezginle iletişim kurmak yorucudur; birkaç kelime deneyen biri ise karşı tarafta anında sempati yaratır.
Şaşırtıcı biçimde az. Merhaba, teşekkürler, lütfen, evet, hayır, özür dilerim, ne kadar, nerede, anlamıyorum, yardım. On kelime. Bunları doğru telaffuzla söylemek, ezberlenmiş uzun cümlelerden çok daha etkili. Çünkü uzun cümle kurarsanız karşı taraf dili bildiğinizi düşünüp hızlı hızlı cevap verir; kısa kelimeler ise "az biliyorum, yavaş konuş" mesajını da taşır.
Sayıları da öğrenin, özellikle bir-on arası ve yüz. Pazarda, otobüste, lokantada en çok sayı konuşulur. Yerel yemek bulmaya çalışırken "iki, bu, teşekkürler" üçlüsü şaşırtıcı derecede yeterli oluyor.
Genellikle sinirlenmiyor; acele ediyor. Gişe görevlisinin arkasında kuyruk varsa iletişim şansınız düşer. Böyle durumlarda kenara çekilip cümleyi hazırlayın, sonra tekrar yaklaşın. Bir de şu var: turistik olmayan mahall